Birazda Efsane/Kral Arthur

Kral Arthur

Kral Arthur deyince aslında herkes efsanelerden bahseder. Bu doğru olmakla birlikte aslında Kral Arthur gerçekten varolmuş bir kişidir. Şimdi kısaca gerçek tarihinden bahsedelim ve sonra efsanelere doğru yolculuk yapalım...
Kral Arthur’ un Uther Pendragon ve Igraine’in oğlu olduğu söylenir. South Wales’ li bir prensdir. Britanyalıların bir kabilesinden gelmektedir. Eski Latin öykülerinde askeri bir lider olarak tanımlanır, daha sonraları ise imparator ve kral olarak temsil edilir. Savaşçı kişiliği 500 yılında  ortaya çıkmıştır.
Kral Arthur ile ilgili olarak kafaları meşgul eden bir soru onun tarihi bir kişilik olup olmadığıdır.Arthur’un tarihinin güçlü bir şekilde savunulduğu Rönesans zamanından beri bu tartışma sürmektedir. Çünkü Tudor hükümdarları ,köklerini Kral Arthur’ a dayandırmışlar ve böylece hükümdarlıkları için bir haklılık olarak bunu öne sürmüşlerdir.
 
Günümüz bilimi ,  efsanelerdeki ana karakterlerin bazı gerçek bir kişiler  olduğunu kabul eder. Bununla birlikte parlak zırhlarla çevrili bir kral olduğunu da düşünmez elbette.
Saxonlarla 12 savaş yaptı. Sonuncu savaştan sonra yeğeni Modrad isyan çıkarıp Cornwall’ da ölümcül bir savaş yapıncaya kadar barış hüküm sürdü. Modrad 20 yıl süren bu savaştan sonra esir düştü ve Arthur ağır yaralandı. Öldüğünde  deniz kıyısındaki  Glastonbury’ a götürüldü ve orada gömüldü. Manastırdaki lahiti 1150’ ler de 2. Henry’ nin emriyle açıldı ve kraliyet kılıcı ve kemiklerini gördükten sonra mezarı hüzünlü bir şekilde haçla işaretlenerek anısına saygı olarak koruma altına alındı.
Britanyalıların hoşlandıkları yaygın geleneksel bir inanca göre, Arthur ölmemiş ve yaralarını iyileştirmek amacıyla masal ülkesine götürülmüştür. Öç almak amacıyla adamlarıyla tekrar ortaya çıkmış ve Britanya’ nın egemenliğini yeniden inşa etmiştir.

Efsanelerdeki Kral Arthur

Britanya efsanelerinin özelliği, halk şairleri tarafından söylenmek yerine okunmak için kaleme alınmış olmalarıdır. Destanların ana kişisi Kral Arthur, gerçekte küçük bir kabile prensi olmakla birlikte efsaneler kendisini büyük Britanya kralı yapmıştır.
Efsaneye göre dünyanın kuruluşundan sonra şeytan insanlardan öç almak ister. Erkek kılığına girerek yeryüzüne iner. Amacı saf bir genç kız bulup onunla evlenmek ve dünyaya kendi soyundan bir insan getirmektir. Çok geçmeden tam istediği gibi bir genç kız bulur. İngiltere’ nin bir köyünde yaşamakta olan bu genç kız şeytanın sözlerine kapılır. Onunla evlenir. Dokuz ay onbir gün sonra bir çocukları olur. Çocuğu dünyaya gelir gelmez şeytan karısını terk edip gider. Ne var ki çocuk hiç de şeytanın istediği gibi çıkmaz. Babasının kötü taraflarını alıp insanlara kötülük yapacağı yerde, annesinin iyi huylarını almıştır. Doğumunun hemen ardından, annesinin kara kara düşündüğünü görünce ona şöyle der:
“Üzülme anacığım, her şey yoluna girecek.” Yeni doğan bebeğin konuştuğunu gören anası şaşkına döner. Hemen kilisenin papazına akıl danışır. Papaz çocuğun olağanüstü bir çocuk olduğunu söyler. Kadına bir manastıra kapanıp kendini duaya vermesini tavsiye eder. Çocuğa Merlin adı verilir. Merlin,  3, 4 yaşındayken Britanya kralı Vertieger’ in, Uter Pendragon adlı bir hain tarafından tahtan indirileceğini söyler. Çok geçmeden dediği gerçekleşir. Uter Pendragon kralı tahtından indirip ülkeyi eline geçirir. Merlin delikanlılık çağına gelince birbirince karşıt iki duygunun etkisinde kalır. Babası şeytan olduğu için gelecekte olan olacak olayları önceden sezmektedir. Olağanüstü güçleri vardır. Ama buna karşılık anası iyi yürekli ve dürüst bir kadın olduğu için kendisinin de yüreği başkalarına karşı iyilikle doludur. Şeytanın dediklerini yerine getirebilmesi söz konusu değildir. Daha çok annesinin iyi yönlerini kendinde toplamış olan Merlin’ i yeni kral Uter Pendragon kendisine düşman beller.
Bir yılbaşı gecesi Uter Pendragon bütün Britanya baronlarını sarayına çağırır. Tintaiel Dukası’ da güzel karısını yanına alarak çağrıya uyar. Kral genç kadını görür görmez aşık olur. Duygularını etraftan saklamaya bile lüzum görmez. Öyle ki kadının kocası da durumu sezer. Kralın davranışına çok üzülür. Gece kimse fark etmeden adamlarını toplayıp Tintaiel’ e döner. Dukanın kendisine haber vermeden gizlice memleketine dönmesine Uter Pendragon kızar. Dukanın arkasından haberci gönderip geri gelmesini ister. Ama duka habercinin dediğini yapmaz. Bunun üzerine Uter dukaya savaş ilan eder. Bir çarpışma sırasında duka yaralanıp ölür. Uter dukanın ölümüne üzülür. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra, dukanın dul karısına İgerna’ya evlenme teklif eder. Genç kadın bu teklifi kabul eder. Böylelikle zaman zaman karşısına çıkıp aşkından söz eden Merlin’ den kurtulmuş olacağını düşünür. Uter, İgerna ile evlendiğini bir süre başkalarından saklar. Çok geçmeden bu evlilikten bir erkek çocukları olur. Arthur adı verilen çocuk Merlin’ e emanet edilir. Merlin’ de çocuğu Anton adlı bir derebeyinin yanına yerleştirir. Anton, Arthur’ u kendi oğluymuş gibi benimser. Uter Pendragon ölünce, derebeyleri, Merlin’in sözüne uyarak yeni bir kral seçmek için Londra’ da toplanırlar. Toplantının düzenlendiği kilisenin kapısına geldiklerinde herkesi şaşırtan bir olayla karşılaşırlar. Kapının önünde bir kaya, kayaya saplanmış bir kılıç vardır. Kayanın dibinde ise şöyle bir yazı görülür.

 "Bu kılıcı kayadan çekip çıkartacak mutlu kişi, Tanrının izniyle İngiltere kralı olacaktır"
Bütün derebeyleri kılıcı çekip çıkartmayı denerler. Fakat hiçbirisi başaramaz. Sonuncu derebeyi de kılıcı yerinden çıkartmayı başaramayınca , babalığı iyi yürekli Antor ve Antor’ un öz oğlu Keu ile birlikte yeni kralın seçimini izlemek için oraya gelmiş olan Arthur kayaya doğru ilerler.  Sırf merakını gidermek için kılıcı saplandığı yerden oynatmayı dener. Herkesin hayret dolu bakışları arasında, kılıcı kayadan çekip çıkartır.
Bunun üzerine Arthur İngiltere kralı ilan edilir. Piskopos dinsel gerekleri yerine getirerek yeni krala başarılar diler. Ne var ki derebeylerin bir bölümü yeni krala bağlılık yemini etmek istemez. Bunca soylu kişi dururken, kimin oğlu olduğu bile bilinmeyen sıradan bir delikanlının kral olmasını hazmedemezler. Buna karşılık derebeylerin çoğu kralı tanır. Böylece Arthur İngiltere kralı olur. Ülkenin başkentini Logres kentine taşıyarak yönetimi eline alır.

Merlin yeni krala danışman olur. Yeni görevinde yanlış bir yapmamasını sağlar. Arthur danışmanı Merlin’in sözü üzerine Kareozya bölgesi bölgesine gidip kralın kızı Gueniévre ile tanışır. Ardından kızla evlenir. Yine Merlin’ in tavsiyesine uyarak ünlü Yuvarlak Masayı yaptırır. Yuvarlak Masanın etrafında ülkenin en ünlü şövalyeleri yer alır. Kral bir iskemleyi daima boş bırakır. Bu iskemleyi bileğinin hakkıyla işgal edecek şövalyenin yeni bir dönemin başlatıcı olacağına inanır. Sandalyeye hakkı olmadan oturan herkes cezalandırıldığı için boş sandalyeye “ Tehlikeli Sandalye” adı verilir. Kral Arthur, Gueniévre ile evlendikten sonra kendisine bağlılık yemini etmekten kaçınmış olan derebeylerin üzerine yürür. Hepsini teker teker bozguna uğratarak egemenliği altına alır. Bu zaferden sonra büyük bir şölen düzenlenir. Şölende yuvarlak masa şövalyeleri hep bir ağızdan yemin ederler. Bundan böyle kılıçlarını yardıma ihtiyacı olan kadınların imdadına koşmaya karar verirler. Bunun üzerine kral Arthur her yıl böyle toplantılar yapılacağını, ve toplantılarda her şövalyenin aradan geçen bir yıl boyunca başından geçen serüvenleri anlatacağını söyler. Böylece Yuvarlak Masa şövalyeleri kadınların baş koruyucusu kesilirler.
Yuvarlak Masanın kurulması ve şövalyelerin kılıçlarını zor durumdaki kadınların emrine vermeyi kabul etmeleriyle Merlin görevinin sona ermiş olduğu sonucuna varır. Artık kendisinin bir köşeye çekilmesinin uygun olacağını düşünür. Zaten uzun süreden beri Viviane adlı bir kızı sevmektedir. Kız da kendisine karşı ilgisiz değildir. Ancak olağanüstü güçlere sahip bir kişiyle hayatını birleştirmekten çekinmektedir.
Merlin gözlerden ırak bir yaşantı sürmeye karar verince gidip Viviane’ ı bulur. Genç kız sevdiği erkekten, kendisini de sihirli yetilerle donatmasını ister. Zincir gibi, zindan gibi yardımcılardan yararlanmaksızın bir erkeğin görülmez bir şatoya nasıl hapsedilebileceğini öğrenmek ister. Merlin kızın bu soruyu sormakla neyi kastettiğini anlar. Ama yine de cevap vermemezlik etmez. Çünkü Viviane’ i canından çok sevmektedir. Kıza istediği herşeyi öğretir.Sevgilisine istediği sırrı veren Merlin Arthur’u bulup veda eder. Artık bir daha birbirlerini göremeyeceklerini söyleyerek saraydan ayrılır.Doğru Viniane’in yanına gider.

Viviane Merlin’ in uykuya dalmasını bekler. Uyuyunca tebeşirle vücudunun etrafına tılsımlı bir daire çizer. Bu dairenin üzerine görünmez bir şato çıkar. Merlin artık bu görünmez şatonun duvarları arasında hapis kalır. Kimse bir daha kendisini görmez. Sadece zaman zaman uzaklardan gelen sesini duyarlar. Ama kimse bir türlü sesin nereden geldiğini anlayamaz.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !