Zürafa,Papağan,Fil (Özellikleri)

zürafa

 

Zürafa

Yaşam alanımız Afrika’nın az da olsa ağaçlı, kuru ve çorak ovalarıdır. Birçok doğal parkta, geniş ovalarda, yüksek ağaçlı bölgelerde özgürce geziniriz. Çok fazla farklı olmamakla beraber 9 alt türümüz vardır. Birbirimizden vücudumuzdaki desenler ve Afrika’da yaşadığımız yere göre ayrılırız.

 

Kenya’da yaşayan Masai Zürafaları meşe yapraklarına benzeyen desenlere sahiptir. Diğer türlerimiz ise kareye yakın desenlere sahiptir ve ağ ile kaplanmış gibi gözükür. Bu nedenle Ağlı Zürafa adını almışlardır. Desenlerimizin rengi açıktan koyuya doğru değişebilir. Bu farklılık nerede yaşadığımıza ve ne ile beslendiğimize bağlıdır. Kongo’da yaşayan ve çok nadir görülen Okapi ise bizim en yakın akrabamızdır.

Merhaba, ben dünyanın en uzun memeli hayvanı, zürafa. Fotoğraflarımızı çok görmüş ve bizi merak ediyor olmalısınız. Kendimizi biraz tanıtayım. 1.8 metrelik uzun bacaklarımız ve yine 1.8 metrelik uzun boyunlarımız sayesinde boyumuz 5.5 metreye ulaşabiliyor. Dişilerimiz ise biraz daha kısa ve yaklaşık 4.3 metre boyundadır. Yani yaşadığınız apartmanların 2. katına kolayca ulaşabiliriz.

 

 

 

Bizlerle ilgili daha ilginç bilgiler verebilirim size. Mesela boynumuzdaki kemiklerin sayısı insanlarınkiyle aynı, yani 7’dir. Tek fark bizimkilerin çok daha uzun olmasıdır. Dillerimiz 50 cm, kuyruklarımız ise tam 2.4 metre uzunluğunda ve tabii ki dünyanın en uzun kuyruklu hayvanı yine biz zürafalarız. Sağlığımız yerinde oldukça 25 yıl kadar yaşayabiliriz.

 

Zürafa 

Büyük vücudumuzu doyurabilmemiz için çok fazla yaprak yememiz gerekir. Bir günde 34 kilogram yiyecek yiyebiliriz. Günümüzün büyük çoğunluğu da yemek yemekle geçer. Çünkü her ısırışımızda sadece birkaç yaprak yiyebiliriz. En sevdiğimiz yapraklar akasya ağacının yapraklarıdır. Akasya ağacının uzun dikenleri diğer hayvanları bu ağaçtan uzak tutar. Ama biz uzun boyumuzun avantajıyla kolayca tepesindeki yapraklara ulaşabiliriz.

Ağaçların tepesine uzanarak yaprak yerken güneş yanığından korunmamız için dilimizin koyu renkli olduğu düşünülür. Ayrıca geviş getiririz. Yani yediğimiz yapraklar uzun bir yol izleyerek bir süre sonra yeniden yemek borumuzdan geçer ve daha fazla öğütülmek için ağzımıza gelir. Akasya yaprakları bol miktarda su içerir, bu nedenle su içmeden uzun süre dayanabiliriz. Ama susadığımızda bir nehir veya gölden su içebilmek için aşağıya doğru oldukça eğilmemiz gerekir. Eğer su bulabilirsek bir günde 38 litreye kadar su içebiliriz.

 

 

Zürafa

 

 

Bir zürafa bebeği doğduğunda tam 1.8 metre boyundadır. Doğumunun ilk bir saati ardından kalkıp yürüyebilir. İlk bir hafta annesinin dikkatli koruması altında yaşar. Yavru zürafalar çok savunmasızdır ve kendilerini koruyamazlar. Anneleri beslenirken de diğer yavrularla birlikte grup olarak beklerler. Yine de bir anne mutlaka yavruların yanında kalır. 4 aylık olan zürafalar yaprak yiyebilmeye başlarlar.

Genelde kalabalık gruplar halinde göremezsiniz bizi ama sosyal yönümüz kuvvetlidir. Genişçe bir alana yayılmış bir zürafa grubunda tüm yaşlarda dişilere, erkeklere rastlayabilirsiniz. Fazla yakın gezinmeyi sevmeyiz. Çünkü uzun boyumuz sayesinde görüş alanımız çok geniştir ve bu sayede bir ağaçtan bir ağaca beslenirken bir yandan çok uzaklardaki arkadaşlarımızı görebiliriz.

 

Zürafa

 

Büyük cüssemiz nedeniyle yırtıcı hayvanlardan korunma ihtiyacı hissetmeyiz. Sadece aslanlar ve timsahlardan ürkeriz. Çok gerekli olduğunda tekme atarak kendimizi koruruz. Vücudumuzun yapısı, hareket şeklimiz ve hızımız ihtiyacımız olduğunda yırtıcı hayvanlardan kaçabilmemizi de sağlar. Saatte 48 kilometre hıza ulaşarak koşabiliriz.

Sırtımızdaki küçük kambur nedeniyle deveye benzetiliriz. Vücudumuzun deseni de insanlara leoparı andırdığından insanlar bu iki hayvanın isimlerini birleştirerek bize “deve-leopar” demişler. Son yüzyılda sayımız azalıyor olsa da türümüz tehlikede değil. Ama Uganda Zürafası olarak bilinen dostlarımızın sayısı oldukça azaldı. İnsanlar bizlere zarar vermiyor, biz de onlara. Bu sayede herkesin çok sevdiği hayvanlar olarak yaşamaya devam ediyoruz.

 

 

Papağan

 

 

Ben hayvanların en zekilerinden papağan. Size biraz kendimden bahsedeceğim. Biz papağanlar 350’ye yakın türümüzle dünyadaki en kalabalık kuş ailelerinden biriyiz. İnsan konuşmalarını taklit edebiliriz. Kimilerimiz kendi cümlelerini bile kurabilir. Ömrümüz de çok uzundur. 70 yıl yaşayabiliriz. Uzun yıllar yaşayıp, insanlarla da iletişim kurabildiğimiz için çok sadık dost olarak biliniriz.

Genellikle tropikal bölgelerde yaşarız. Doğal alanlarımız yağmur ormanlarıdır. Ama bazı türlerimiz dünyanın her yerinde kafeste de yaşayabilir. Bizi tanımak kolaydır. Canlı parlak tüylerimiz ve kıvrık gagalarımızla kolayca farkediliriz. Kafalarımız büyük, boyunlarımız kısadır ve rengarenk türlerimiz vardır.

İş Kültür Yayınları'nın
Kuşlar Çıkartma Kitabı'yla bizi daha yakından tanıyabilirsiniz.

 

Papağan

 

Biz papağanlar üç gruba ayrılırız: Fırça uçlu dilleriyle polen ve meyvelerin özsularıyla beslenen loriketler; başlarının üzerinde dikilebilen tepeliği, kısa ve tombul dili olan kakadular; kaşık uçlu, etli dile sahip parakitler.

En küçüğümüz 8 cm büyüklüğündeki pigme papağan, en büyüğümüz ise 1 metre büyüklüğe ulaşan Hyacinth Makav türü papağandır. Genellikle erkek olanlarımız, dişi olanlarımızdan büyüktür.

 

 

 

Papağan

 

Bizi diğer kuşlardan ayıran en büyük özelliğimiz insan konuşmalarını taklit edebilme yeteneğimizdir. En konuşkanlarımız jako papağanlardır. Erkeklerimiz de genelde dişilerimizden daha iyi konuşur. Nasıl konuşabildiğimize gelince; en önemlisi kuvvetli hafızamızdır. İnsanlar bizleri kafeste beslemeyi sever. Biz de duyduğumuz insan seslerini anlamını bilmesek de taklit ederiz.

Afrika gri papağan olarak da bilinen jako türü papağanlar en zekilerimiz olarak bilinir. 1000 kelimeye ulaşan hafızaları onları en ilgi çekici papağan türü haline getirmiştir. Konuşan jako türü papağanların en ünlülerinden N’kisi adlı papağanın hafızası 700 kelimeye ulaşır. Bilinen en akıllı papağan ise yakın zamanda aramızdan ayrılan Alex’tir. Alex, söylediği kelimelerin anlamlarını da büyük oranda bilen, 6’ya kadar sayabilen, üstelik anlamlı cümleler de kurabilen bir papağandı.

 

Papağan

 

Kanatlarımız diğer kuş türlerine göre kısa olsa da Yeni Zelanda papağanı hariç hepimiz iyi uçarız. Genelde çift veya grup halinde salınırız gökyüzünde. Kakadu türü papağan dostlarımız binlerce papağandan oluşan sürüler halinde seyahat ederler. Beslenirken ve dinlenirken çok sakinizdir. Genellikle göçebe değilizdir. Fakat kurak bölgelerde yaşayan bazı türlerimiz yağmurları izleyerek kısa mesafelere göç ederler.

Ayrıca iyi tırmanıcı kuşlarız. Kısa ayaklarımızda iki önde, iki arkada dört parmağımız vardır. Öndeki parmaklarımızın dipleri kısa bir zarla birbirine bağlıdır. Tırmanırken gagalarımızı üçüncü bir ayak gibi kullanabiliriz. Bu sayede en iyi tırmanıcı kuşlar olarak kabul ediliriz. Doğal renkleri yeşil olan muhabbet kuşları da papağan ailesindendir

 

Papağan

 

 

Tomurcuk, çiçek, meyve ve tohumlarla besleniriz. Etle beslenen birkaç papağan türü de vardır. Ayaklarımızı bir el gibi rahatça kullanabilmemiz sayesinde meyve ve tanelerden meydana gelen besinleri ayaklarımızla kavrayarak gagamıza götürürüz.

Gagamız çok kuvvetlidir. En çetin cevizi bile bir darbede kırabiliriz. Kalın ve kıvrık üst gagamız hareketlidir, alt gagamızı ise yiyecekleri kırarken tabla görevi görür. Dilimiz kalın ve etlidir. Dokunma organı olarak da dilimizi kullanırız.

 

Papağan

 

Doğal ortamımız olan tropikal ormanlarda ağaç tepelerinde yaşarız. Yuvalarımızı genellikle ağaç kovuklarına, kaya yarıklarına yaparız. Eşlerimize bağlıyızdır. İri yapıda olanlarımız yılda 2-3 kere yumurta yaparlar. Küçüklerimiz ise daha çok sayıda yumurta yapabilirler.

Yaşam alanı olarak dağlık alanları, deniz kenarlarını tercih eden ve yerde yaşamaya uyum sağlamış türlerimiz de vardır. Yeni Zelanda’da yaşayan kakapo ve Avustralya’da yaşayan yer papağanıyla gece papağanı yerde yaşayabilir. Ayrıca kimi papağan dostlarımız evlerde insanlar tarafından kafeste de beslenmektedir. Kafeste yaşadığımızda ömrümüz 30-40 yıla düşer. Yalnızlık çeken denizcilere ideal arkadaş olarak biliniriz.

 

Tanışalım

 

Ben, karada yaşayan en büyük memeliyim.

Ailemin iki üyesi var:
Afrika Fili ve Asya Fili:

Aslında ikimizin de atası, beşbin yıl önce soyu tükendiği sanılan Mamut'dur. Asya filleri, ortak atamız mamuta daha çok benzer.

Ömrüm de uzundur. Doğada düşmanım az olduğu için 60-70 yıl yaşarım. Vahşi hayvanlar bana saldırmaya cesaret edemez ama Afrika'daki kuraklıklar beni hayatımdan bezdirir.

En büyük düşmanım, dişlerimi almak için beni acımasızca vuran ve yaşadığım alanları tahrip eden insandır.

 

Yaşamak için özel bir yer aramam. Beni, Asya ve Afrika'nın sık ormanlarında ve açıklık bölgelerinde görebilirsiniz.

 

Ailem...

 

 

Bir fil ailesinde 6 ila 12 fil bulunur. Çevre koşulları ve sosyal ortama göre bu sayı 20'ye çıkabilir. Ailenin reisi yaşlı dişidir. Ailenin üyeleri genellikle reisin kızlarıdır.

Erkekler sürekli aileyle kalmaz, kendileri başka gruplar oluşturup gezerler. Aile içinde sorun çıkar veya kuraklık yüzünden aç kalma tehlikesiyle karşılaşırsak, birkaç gruba bölünürüz.

 

Davranışlarım...

Sevincimizi, üzüntümüzü, korkumuzu, gözlerimizden ve hareketlerimizden anlayabilirsin. Ailemizden biri uzun bir aradan sonra geri döndüğünde sevinç gösterileri yaparız. Aileden birini kaybedersek üzülür, tören bile düzenleriz.

Ağlayan bir yavru görünce, hepimiz koşar ilgileniriz. Hafızamız kuvvetlidir. Ailemin yaşlıları, kuraklık zamanında nereye gidilip, nasıl su bulunacağını

 

 

Biz fillerin hamileliği zor geçer. Anneler yavrularını, dile kolay tam 22 ay, yani iki yıla yakın bir süre karınlarında taşırlar. Her seferinde bir yavru dünyaya getirirler.

Bir yavru doğduğunda yaklaşık 100 kilodur. Yavru, bir kaç yıl boyunca annesinin dizinin dibinden ayrılmaz. Bir yavru fil ancak 13-14 yaşına geldiğinde yetişkin olur ve eğer erkekse ailesinden ayrılır.

 

 

Duyularımız kuvvetli midir?

 

Görme duyumuz çok kuvvetli değildir. İnsanlar kadar uzağı göremeyiz, ama koku ve işitme duyularımız çok gelişmiştir.

Siz insanların duyamadığı düşük frekanslı sesleri duyarız ve bu seslerle haberleşiriz. Bu sayede kilometrelerce uzaklardaki kardeşlerimize bile tehlikeleri duyurabiliriz.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !